Albert Einstein 'ın Teleskopu Bulundu..
Salı, Eylül 23, 2008 -Kategori: Bilim Adamlarinin Hayatlari

Albert Einstein'ın teleskobu, Kudüs'teki İbrani Üniversitesi'nde tozlar içinde bulundu.
Modern fiziğin kuramlarının oluşmasına büyük katkıları olan ve izafiyet teorisinin sahibi Albert Einstein'ın teleskobu, Kudüs'teki İbrani Üniversitesi'nde terk edilmiş halde, tozlar arasında bulundu.
Ünlü bilimci Albert Einstein, optik aletleri yanı sıra teleskobunu İbrani Üniversitesine bağışlamıştı. Teleskop, üniversitenin artık kullanılmayan 'Givat Ram Planetarium' binasının bodrum katında diğer bazı malzemelerin arasından çıktı. Albert Einstein'ın teleskobunu üniversitenin öğretim görevlilerinden Dr. Eşel Ofir ortaya çıkardı.
Belmonte Bilim Laboratuvarı Merkezi Başkanı Dr. Ofir, 'Einstein'ın okula bağışladığı bir teleskop olduğunu biliyordum ve ona ne olduğunu hep merak etmiştim' diye konuştu.
Dr. Ofir, Yedioth Ahranot gazetesinin internet sitesine yaptığı açıklamada, teleskobu aramaya karar verdiğinde bakmayı öngördüğü yerlerden birinin de eski planetarium binası olduğunu belirterek, 'Gerçekten de enkazın arasında teleskobu buldum' dedi. Dr. Ofir, Einstein'a hayran olduğunu ve hala kendisine esin kaynağı olduğunu belirtirken, teleskobun genç öğrencilerin büyük bilim adamı ile aralarında bir bağ kurmak için büyük bir fırsat yarattığını ve bunun olağanüstü bir şey olduğunu ifade etti.
Teleskobun ortaya çıkarılmasının ardından, Joseph Meyerhoff Bilim Merkezi, teleskop işinde bir usta olduğu belirtilen Eden Orion'dan teleskobu bakımdan geçirmesini istedi.
Einstein'ın arşivlerinden bir mektupta, teleskobun Zvi Gezri adında daha önce Princeton üniversitesinde görev yaptığı sırada karşılaştığı bir bilim adamına verdiği yazıyordu.
Kendisine İsrail Başbakanlığı teklif edilen ancak bunu kabul etmeyen Einstein, aynı zamanda İsrail'in ilk cumhurbaşkanı olan bilim adamı Dr. Chaim Weizmann ile birlikte İbrani Üniversitesinin kuruluşuna en büyük desteği verenlerden biriydi. Tüm yazılarının, izafiyet teorisiyle ilgili olanlar dahil İbrani Üniversitesi'ne verilmesini istemişti.
kynk:lifeinbursa
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
John Dalton hayatı,Bilim adamlarının hayatları
Pazar, Mart 4, 2007 -Kategori: Bilim Adamlarinin Hayatlari
John Dalton
Queker mezhebinden bir dokumacının oğlu olan Dalton, henüz 12 yaşındayken Cumberland'taki bir Quaker okulunun yönetimini üslendi. İki yıl sonrada kardeşi ile birlikte Kendal'daki bir okulda öğretmenliğe başladı ve 12 yıl bu okulda çalıştı. O yillarda İngiltere kilisesine bağlı olmayanlar Cambiridge'de ve Oxford üniversitelerine alınmadığından, Presbiteryenler Manchester'da, hem papaz adaylarına hem de halktan kişilere üst düzeyde nitelikli öğretim olanağı amaç edinen New College'i kurmuşlardı. Dalton bu okuyda bur süre matematik ve doğa felsefesi öğretmenliği yaptıktan sonra 1800'de Manchester Edebiyat ve felsefe derneğinin sekreterliğini üstlendi. Hem halka açık hemde özel matematik ve kimya dersleri vermeye başladı. 1817'de Felsefe derneğinin başkanlığına getirildi ve ölümüne değin bu ünvanını korudu.
Öğretmenliğinin ilk dönemlerinde yetenekli bir meteorolog ve alet yapımcısı olan zengin bir Quaker'in etkisiyle matematik ve meteoroloji konularıyla ilgilenmeye başladı. 1787'de başlattığı ve yaşamının sonuna değin sürdürdüğü ilk bilimsel çalışması, yaşadığı göl bölgesindeki iklim değişikliklerini inceleyen ve 200.000'in üzerinde kayıtın yer aldığı bir günce tutmaktı.1793'te "Meteorological Observations and Essays ( Meteorolojiye ilişkin gözlemler ve Makaleler ) adlı kitabını yayımladı. Daha sonra bitki ve böcek örnekleri toplamaya girişti. 1787'de tanık olduğu bir kutup ışığı ( atmosferdeki elektrik çalkantılarının etkisiyle gökyüzünde oluşan kimi zaman renkli şekiller) olayından etkilenerek bu konuyu araştırmaya yöneldi. Kuzey yarı kürede izlenen kutup ışığı olayları üzerine yazdıkları, öteki bili adamlarından bağımsız olarak geliştirdiği kendi özgün düşüncesinin ilk ürünlerindir.
Dalton, meteoroloji alanındaki araştırmaları sonucunda, alize rüzgarlarının yerin kendi çevresindeki dönme hareketinin ve sıcaklık farklılıklarının etkisiyle oluştuğu düşüncesini geliştirdi, ama bu kuramın daha önce 1735'te George HADLEY tarafından öne sürüldüğünden habersizdi. Ayrıca Baromatre (basınç ölçer ), termometre ( sıcaklık ölçer ) higrometre (nem ölçer ), yağmur bulutlarının oluşumu, atmosfer neminin yapısı,dağılımı ve buharlaşması ile Çiy noktası kavramı üzerine makaleler yazdı ve bunları Felsefe Derneği önünde okudu. Dalton, yağmurun, atmosfer basıncındaki değişikliklerden değil, sıcaklığın düşmesinden kaynaklandığını ilk olarak belirledi. Suyla yaptığı çalışmalar sonucunda suyun yoğunluğunun en yüksek olduğu sıcaklığı +5,80C olarak belirledi ( bu değer daha sonraları 3,970c olarak düzeltildi). Ayrıca kendisinde ve kardeşinde bulunan renk körlüğü üzerine, başka bilim adamlarıyla birlikte incelemeler yaptı ve "Extraordinary Facts Relating to the Vision of colors" ( 1794; Renklerin Görülmesine İlişkin Olağandışı Olgular) başlıklı makalesini yazdı.
Gazlar üzerine yaptığı ilk çalışmaların sonucunda kendi adıyla tanınan "Kısmi Basınçlar Yasası"nı buldu. Buna göre değişik gazlardan oluşan bir karışımın basıncı, bileşimde yer alan gazlardan her birinin tek başına uyguladığı kısmi basınçların toplamına eşitti. Dalton aynı deneylerden, gazların mutlak sıcaklıklarıyla doğru orantılı olarak genleştiklerine ilişkin yasayı geliştirdi ( bu yasa Dalton tarafından geliştirilmiş olmakla birlikte bu gün Charles Yasası olarak bilinir) Bu araştırmalarından elde ettiği bulgulardan kalkarak, gazların suda çözünürlüğünün kanıtlayan ve yayınım (difüzyon ) hızlarını belirleyen yeni deneyler gerçekleştirdi. Atmosferin yapısına ilişkin araştırmaları sonucunda da, kimyasal bileşimin 4500 m yüksekliğe kadar sabit kaldığını buldu. Kimyasal elementlerin gösterimine ilişkin bir simgeler sitemi geliştirdi ve elementlerin bağıl atom ağırlıklarını saptadıktan sonra 1803'te bunları bir tablo halinde düzenledi. Ayrıca, kimyasal bileşiklerin, Elementlerin ağırlıkça belirli basit oranlarda birleşmeleriyle oluştuğuna ilişkin kuramını ortaya attı; bu kuram daha sonraları belirli ve katlı ağırlık oranları yasalarının geliştirilmesine temel sağlayacaktı. Bütan bileşiğini bulan Dalton, eterinde yapısını çözümleyerek kimyasal formülünü kurdu. Son olarak ta en önemli çalışması olan ve tüm elementlerin atom adını verdiği aynı ağırlığa ve aynı yapıya sahip olan çok küçük ve bölünemez parçacıklardan oluştuğunu öne süren atom kuramını geliştirdi.
Dalton'un çalışmaları ve çoğu New System of Chemical Philosophy ( 1808, 1810, 1827, 3 cilt; Yeni Kimya Felsefesi Sistemi) adlı yapıtında toplanan yazıları, yöntemlerinde bağımsız ve özgün, başka çalışmalardan yararlanmak konusunda çekingen, hatta bunun kendisini sık sık yanılgılara sürüklediğine inanan bir bilim adamının, olgulardan ve düşüncelerden sentezlere ulaşma dehasını çarpıca bir biçimde sergiler. Çok az dostu olan, hiç evlenmeyen neredeyse bir münzevi yaşamı süren,Dalton, kendini tümüyle bilimsel sorunlara çözüm bulmaya adamıştı.
1882'de Royal Society'nin üyeliğine seçilen ve 1826'da bu derneğin altın madalyasıyla ödüllendirilen Dalton Fransız Bilimler Akademisi'nin muhabir üyeliğine kabül edildi. Ayrıca İngiliz Bilim geliştirme Derneği'nin kurucularındandır.
Kaynak: Ana Britannica
(john dalton hayatı)
Yorum (25) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
NEWTON'un hayatı...,İSAAC NEWTON,BİLİM ADAMLARININ HAYATLARI
Pazar, Mart 4, 2007 -Kategori: Bilim Adamlarinin Hayatlari
Isaac Newton
ISAAC NEWTON'IN HAYATI(1642-1727)
25 Aralık 1642 tarihinde Woolsthorpe kentinde dünyaya gelen Isaac Newton fiziğin en önemli isimleri arasında yer alır. İlk aynalı teleskopu geliştirmiş, renk ve ışığın niteliğine açıklık getirmiş, evrensel kütle çekimi yasasını ortaya atarak fizikte devrim gerçekleştirmiştir. Newton doğumundan 3 ay önce babasını kaybetmiştir. Bir çiftçi ailesinin çocuğu olan Newton 12 yaşında Grantham'daki King's School'a başlamıştır.
| 1661'de buradan mezun olan Newton aynı yıl Trinity College'a girdi. 1665'de buradan mezun olan Newton lisans üstü çalışmalarına başlayacağı sırada veba salgını baş gösterdi ve üniversite kapatıldı. Bunun üzerine Newton 2 yıl annesinin çiftliğinde kaldı. Burada çalışmalarına devam etti. 1667'de Trinity College'a öğretim görevlisi olarak geri döndüğünde sonsuz küçükler hesabının ( difransiyel ve integral ) temelini atmıştır.
Daha sonra da ışığın yapısını açıklamış ve evrensel kütle çekimi kanunu ortaya atmıştır. Ancak çekingen olan Newton fizikte devrim yaratacak bu fikirlerini çok uzun yıllar sonra yayınlamıştır. Örneğin sonsuz küçükler hesabını 38 yıl sonra yayınlamıştır. |
--------------- ------------------
Mekanik.......................Hareket yasaları.
Mekanik.......................Gravitasyon yasası
Hidrodinamik.................Hidromekanik yasası
Hidrodinamik.................Newtonian akışkan
Termodinamik...............Soğurma yasası
Optik..........................Newton halkaları
Optik..........................Emisyon teorisi
Optik..........................Newton teleskobu
Matematik...................Calculus
Matematik...................Binom serileri
Matematik...................Newton metodu
Matematik...................Newton-Cotes formülü
Matematik ..................İnterpolasyon formülü
Yorum (68) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
EİNSTEİN,Albert Einstein hayatı...,Bilim Adamlarının Hayatları,bilim,
Pazar, Mart 4, 2007 -Kategori: Bilim Adamlarinin Hayatlari
Albert Einstein
Yazının Devamını Okumak İçin Tıklayınız..!!!
“Otoriteye karşı duyduğum küçümsemenin cezası olarak, kader beni de bir otorite yaptı.”
(albert einstein hayatı)...
Yorum (48) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
J. C. Maxwell Hayatı
Pazar, Şubat 18, 2007 -Kategori: Bilim Adamlarinin Hayatlari
J. C. Maxwell
James Clerk Maxwell'in Hayatı(1831 - 1879)
20. yüzyıl fiziğini etkileyen fizikçilerin en büyüğü olan Maxwell, bilime katkılarının önemi açısından Newton ve Einstein ile eş düzeyde kabul edilmektedir.
Kent yaşamından uzak çocukluk yıllarından sonra, 1841-47 arasında Edinburgh Akademisi’nde okudu. İlk bilimsel makalesini henüz 14 yaşında yayınladı; makale, çiviler ve iplik aracılığıyla çizilebilen oval eğriler üzerineydi. 1847’de Edinburgh Üniversitesi’ne giren Maxwell, burada okurken, iki bilimsel makale daha yayınladı.
1850’de Cambridge Üniversitesi’ne geçti ve bu üniversiteye bağlı, Trinity Colege’dan matematik dalında sınıf ikincisi olarak lisans diploması aldı.
Cambridge’de okurken yayınladığı bir makalede esneklik kuramının aksiyomatik temellerini oluşturdu; geometrik optik alanındaki bir makalesiyle de, ileride "balık gözü" merceğin bulunmasına yol açacak ilkeleri ortaya koydu.
G. G Stokes, W. Thomson (Lord Kelvin), A. Cayley, E.J. Routh gibi bilime büyük katkılarda bulunan öğrenciler yetiştirmiş olan matematik öğretmeni William Hopkins, Maxwell’in, yaşamında karşılaştığı en olağanüstü öğrenci olduğunu belirtmişti.
1856’da Aberdeen Üniversitesi’nde Doğal Felsefe (İskoçya’da fizik halâ böyle anılır) profesörü oldu ve daha sonra Londra Üniversitesi’ne geçti.
Bir ara özel yaşamına çekilirse de Cambridge'de Cavendish Deneysel Profesörlüğü'ne çağrıldı ve burada laboratuarın kurulmasını denetledi.
1854’te Faraday’ın kuvvet çizgileri kavramını konu alan çalışması yayınlandı. 1859’da Satürn'ün halkalarının kararlılık koşulları üzerindeki çalışmasından dolayı Adams Ödülü’nü kazandı. 1855’ten başlayarak renk algılaması, renk körlüğü ve gazların kinetik teorisi gibi konularda yazılar yazdı.
Bilime en önemli katkısını oluşturan ‘Elektro Manyetik Alan’ a ilişkin çalışmalarını, 1867'den başlayarak ortaya koydu ve 1871’de "Elektrik ve Manyetizma" adlı en büyük yapıtı yayınlandı. Bu kitap; elektrik, manyetizma ve optik konularında tüm bilgileri içeriyordu.
Clerk Maxwell’in çalışmaları bugün de kimliğini korumaktadır. Onun makro düzeydeki teorisi, Lorentz tarafından atom ve molekül düzeyine genişletilerek uygulanmıştır. Rölativite Teorisi bile Maxwell denklemlerini herhangi bir değişikliğe uğratmamıştır.
Maxwelin varlığını matematiksel olarak kanıtladığı elektromagnetik dalgaları, ancak onun ölümünden 9 yıl sonra, 1888'de Alman fizikçi H.Hertz tarafındn deneysel olarak elde edildi. Maxwell'in 1873'te teorik olarak kanıtladığı, bir elektromagnetik dalganın çarptığı yüzeyde bir basınç oluşturacağı gerçeği de 1900'de Rus fizikçi Lebedev tarafından deneysel olarak doğrulandı. Einstein'ın görelilik teorisi, hemen hemen tüm fiziği temelinden sarsarken, Maxwell denklemleri geçerliliğini tümüyle korumaktadır.
Maxwell, fiziğin başka alanlarında da önemli katkılar da bulundu. 1852'de Adams Ödülü'nü almasına yol açan 68 sayfalık bir incelemesinde , Satürn halkalarının sayısız küçük parçacıktan oluşması gerektiğini tümüyle kuramsal hesaplarla ortaya koydu. Maxwell'in vardığı bu sonuç 1980'de Voyager I ve 1981'de Voyager II uzay araçları tarafından doğrulandı. Maxwell'in gazların kinetik kuramı üzerindeki çalışmaları, fiziğe en önemli katkılarından birini oluşturur. Gazların her doğrultuda ve her hızda devinebilen, birbirleriyle ve gazın içinde bulunduğu kabın çeperiyle çarpışmaları, tam esnek olan moleküllerden oluştuğu varsayımından yola çıkan Maxwell, olasılık ve istatistik yöntemlerini kullanarak bir gazdaki moleküllerin hız dağılımını saptama sorununu 1860' da çözdü.
Yaşamı boyunca unvan ve ödül almamış olan Maxwell, kısa bir hastalık sonucunda öldü ve Iskoçya'da bulunan Parton köyündeki kilise bahçesinde toprağa verildi.
J. C. Maxwell
James Clerk Maxwell'in Hayatı(1831 - 1879)
20. yüzyıl fiziğini etkileyen fizikçilerin en büyüğü olan Maxwell, bilime katkılarının önemi açısından Newton ve Einstein ile eş düzeyde kabul edilmektedir.

Cambridge’de okurken yayınladığı bir makalede esneklik kuramının aksiyomatik temellerini oluşturdu; geometrik optik alanındaki bir makalesiyle de, ileride "balık gözü" merceğin bulunmasına yol açacak ilkeleri ortaya koydu.
Bilime en önemli katkısını oluşturan ‘Elektro Manyetik Alan’ a ilişkin çalışmalarını, 1867'den başlayarak ortaya koydu ve 1871’de "Elektrik ve Manyetizma" adlı en büyük yapıtı yayınlandı. Bu kitap; elektrik, manyetizma ve optik konularında tüm bilgileri içeriyordu.

Clerk Maxwell’in çalışmaları bugün de kimliğini korumaktadır. Onun makro düzeydeki teorisi, Lorentz tarafından atom ve molekül düzeyine genişletilerek uygulanmıştır. Rölativite Teorisi bile Maxwell denklemlerini herhangi bir değişikliğe uğratmamıştır.
Maxwelin varlığını matematiksel olarak kanıtladığı elektromagnetik dalgaları, ancak onun ölümünden 9 yıl sonra, 1888'de Alman fizikçi H.Hertz tarafındn deneysel olarak elde edildi. Maxwell'in 1873'te teorik olarak kanıtladığı, bir elektromagnetik dalganın çarptığı yüzeyde bir basınç oluşturacağı gerçeği de 1900'de Rus fizikçi Lebedev tarafından deneysel olarak doğrulandı. Einstein'ın görelilik teorisi, hemen hemen tüm fiziği temelinden sarsarken, Maxwell denklemleri geçerliliğini tümüyle korumaktadır.
Maxwell, fiziğin başka alanlarında da önemli katkılar da bulundu. 1852'de Adams Ödülü'nü almasına yol açan 68 sayfalık bir incelemesinde , Satürn halkalarının sayısız küçük parçacıktan oluşması gerektiğini tümüyle kuramsal hesaplarla ortaya koydu. Maxwell'in vardığı bu sonuç 1980'de Voyager I ve 1981'de Voyager II uzay araçları tarafından doğrulandı. Maxwell'in gazların kinetik kuramı üzerindeki çalışmaları, fiziğe en önemli katkılarından birini oluşturur. Gazların her doğrultuda ve her hızda devinebilen, birbirleriyle ve gazın içinde bulunduğu kabın çeperiyle çarpışmaları, tam esnek olan moleküllerden oluştuğu varsayımından yola çıkan Maxwell, olasılık ve istatistik yöntemlerini kullanarak bir gazdaki moleküllerin hız dağılımını saptama sorununu 1860' da çözdü.
Yaşamı boyunca unvan ve ödül almamış olan Maxwell, kısa bir hastalık sonucunda öldü ve Iskoçya'da bulunan Parton köyündeki kilise bahçesinde toprağa verildi.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Edmond Halley hayatı,bilim adamlarının hayatları,Edmond Halley
Saturday, Ocak 6, 2007 -Kategori: Bilim Adamlarinin Hayatlari
Edmond Halley
Edmond Halley (1656 - 1742)
1686da seyahatinin ikinci bölümünü yayımladı. Bu bölümde alize rüzgarları ve muson yağmurlarını konu alan bir makale ve harita bulunuyordu. bu makalede güneşin ısısının dünya atmosferinin hareketlerin deki etkisini gösterdi. Aynı zamanda barometrik basınç ile deniz seviyesinden yükseklik arasında bir ilişki oldugunuda gösterdi. bu haritalar bilgiyi görselleştirme tekniklerine önemli katkı sağladı.
1690'da uzun süre su altında kalabilen ve sualtı araştırmaları için penceresi bulunan bir araç olan dal-ma çanının planlarını tamamladı. Halleyin dalma çanında hava, yüzeyden gönderilen ağırlık bağlanmış varillerle sağlanıyordu.
1698'de Dünya manyetizmasını kapsamlı olarak incelemek amacı ile HMS Paramore adlı geminin komutasına getirildi. Bu görevi, Atlas Okyanusu'nda 2 sene süren ve 52° kuzey ilâ 52° güney enlemlerine uzanan bir yolculukla tamamladı. Sonuçlar Pusula Sapmasının Genel Haritası (General Chart of the Variation of the Compass) (1701) adlı kitapta yayımlandı. Bu, türünün ilk haritası ve isogonlar (yada halley çizgileri) içeren ilk haritaydı.
1716'da Halley, Venüs'ün Güneş'in önünden geçiş süresinin hassas bir şekilde ölçülerek Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın hesaplanmasını önerdi. 1718'de kendi astrometrik hesaplarını eski Yunanlılarınki ile karşılaştırarak "sabit" yıldızların hareket ettiklerini keşfetti.