Nergis Çiçeği Resimleri - Nergis Çiçeği Hakkında - hikayesi

2009-10-18 23:04:00
Anavatanı Avrupa olan bu bitkilerin en çok tür zenginliğine İspanya ve Portekiz'de rastlanmaktadır. Ancak doğal olarak tüm Akdeniz kıyılarında, hatta bunun uzantısı olan Japonya'ya kadar aynı enlem dereceleri arasında görülmektedir. Dünyada Avrupa, Kuzey Amerika, Kuzey Afrika ülkelerinde tarımı yapılmaktadır. Narcissus poeticus, Türkiye'de Ege Bölgesi'nde özellikle Karaburun ve Mordoğan'da yetiştirilmektedir. Mordoğan, nergisin anayurdu olarak sayılmaktadır.

Nergis ilkbahar habercisi, etkileyici bir kokuya sahip olan soğanlı bir bitkidir. Çin’de nergisler yeni yılda çiçek açarsa o senenin bereketli geçeceğine inanılır. Hava durumuna göre şubat sonu, mart başlangıcından nisana kadar açabilir. Fulya, Nargöz, Zerrin, Zerrinkadeh gibi isimlerle de tanınmaktadır. Hollandalılar lalede uyguladıkları gibi bu soğanlıdan da 20 - 30 değişik tür üretmişlerdir.

Genelde yaprakları ve çiçek sapları aynı (10 - 50 santimetre arası) fakat çiçekleri çok farklıdır. Minyatür gibi 1 - 2 santimetrelik çiçekler türüne göre 10 santimetreye kadar açabilir. Nergislerin beyaz, kemik, sarı, turuncu, pembe renkleri çiçeklerdeki trompet gibi ve arkadan onu destekleyen taç yapraklarıyla boyanmıştır. Tek renk ya da karışık renk biçimleriyle karşımıza çıkabilir. Eski binaların bahçelerinde beyaz ve düz sarı renkleri ağırlıkta olanları bolca görebiliriz. İstanbul Emirgan’da yer alan Lale Bahçesi’ndeki nergisler (bakım yapılmışsa) görülmeye değer.

Mitolojide Nergis; Tanrıların kendisine aşık olması cezası verdikleri Narcissus'un, kendini izlediği esnada suya düşerek ölmesi ile bedeninin NERGİS (Narcissus) çiçeğine dönüşmesi olarak geçer.

Mitolojideki Narcissus'tan yola çıkarak yazılmış, Can Dündar'a ait hoş bir yazıyı paylaşmadan olmaz diye düşünüyorum.

Neyi arıyorsan sen O'sun" der Mevlana...

Zulmün peşindeysen zalimsin, aşkı arıyorsan aşık...

Elinden tuttuğumuz her sevgili, bizi sü­rükleyip, kendi iç dünyamızın derinliklerinde bir keşif gezisine çıkarır.

Her ilişki, benliğimizde bir kazıdır aslın­da, her sevda ruhumuzun bir başka yüzü...

Her aşkta kendimizi ararız; o yüzden bulduklarımız, benzerlerimizdir.

Resimlerini yanyana koyun sevdiklerini­zin ve dikkatle bakın yüzlerine, onların suretlerinden kendi yüzünüz bakacaktır size...

Aşk denilen kaleydoskobun buzlucamına gözünüzü dayadığınızda, binbir camın rengarenk ışıklar saçarak döndüğünü ve her seferinde bambaşka şekiller ördüğü­nü görürsünüz. Her camda, farklı bir ren­giniz vardır; her şekilde sizden bir parça...

Aşklarınız hülasanızdır.

Sevdiğiniz her adam, beğendiğiniz her kadın, farklı ruh hallerinizi ele verir; arada bir çevirdiniz mi kaleydoskobu, cam par­çalar yer değiştirip yeni şekiller alır; hepsi siz...

Sevgilinizin gözlerindeki dolunay, sizde­ki ışığın yansımasıdır aslında; dilindeki si­zin ilhamınız, tenindeki sizin ısınız...

Yoksa hâlâ bir sevdiceğiniz, o henüz kendinizi bulamadığınızdandır...

* * *

Aşk, narsizmdir.

Kendimiziz her aşkta arayıp durduğu­muz, peşinde olduğumuz...

Bir omza sığınmanın şefkatinde de, bir göğsü dişlemenin şehvetinde de kendimize açılan kapılar var.

Sevda, çevrildikçe içimizin farklı ışıkları­nı yakan eğlenceli bir kaleydoskop gibi başımızı döndürüyor.

Ve biz, hep baharı takip ederek dünyayı gezen bir gezgin gibi içimizdeki eski baharları arıyoruz.

* * *

Narcissus'u bilirsiniz:

Öyle heybetli ve güzelmiş ki, bakmaya doyamazmış kendine... Gün boyu ayna karşısına geçip kara gözlerini, incecik burnunu, dar kalçalarını, kıvırcık saçlarını seyredermiş hayran hayran... Bir gün ır­mak kenarında gezinirken, sudaki yansımasına ilişmiş gözü... uzanıp, iyice bak­mak istemiş. Tam gördüğünde kendini, dengesini kaybedip düşüvermiş ırmağa, kapılıp gitmiş suya...

Yeryüzünün en güzel insanının öldüğü­nü duyan Tanrı, unutulmaması için O'nu her bahar açan güzel kokulu bir çiçeğe dönüştürmüş.

Narcissus, nergis olmuş.

* * *

Kıssadan hisse, benden size tavsiye, ta­ze bir nergis verin bugün sevgilinize...

Sonra da, nerede baharsa mevsim, ro­tasını oraya çevirip içindeki eski baharla­ra koşan bir gezgin gibi "Bahar getirdim sana" deyin, baharın elinizde olduğunu unutmadan...

Gözlerinizdeki ırmağa baktığınızda kendinizi göreceksiniz; dikkat edin de hayran olup düşmeyin!

Düşüp bahar kokulu bir çiçeğe dönüşmeyin...

Can Dündar

1548
0
0
Yorum Yaz